Abidin Sever

HAC İBADETİ

(...) Çoluk çocuğumuz bile bizim için bir imtihandır. Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyurur: “Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer imtihan sebebidir ve büyük mükafat Allah’ın katındadır”(Enfal:8/28. Oğluna olan sevgin bile, seni deneme yoludur. Hz. İsmail’in sevgisi Hz. İbrahim için bir imtihandı; şeytanla karşılaşmalarında onun tek zayıf yönü olmuştu bu. (...)
DEVAMI

 
Hulusi Kaya
  Binlerce yıl Tarihe tanıklık eden Ülke: Mısır

(...)Bununla birlikte Osman’lının hizmetleri de Kahireyi kuşatmış. Yapılan her eser ya onarılmış ya ilave edilmiş veya yeni yapılmış. El Ezher camisinden tutun da, Kahire kalesi dahil olmak üzere, Amr İbnul As cami gibi, Hz. Hüseyin Cami gibi kahire başyapıtlarında mutlaka izleri bulunuyor. Şimdi adım adım gezimizin detayları. (...)
DEVAMI

 
 
 
ÖNEMLİ LİNKLER
 
Arama Yap

Google



 
Abidin Sever'in kaleminden

KIYAMET GÜNÜ ALLAH'IN GÖLGESİNDEKİ YEDİ SINIF İNSAN

"Yedi sınıf insan vardır ki, Allah Teala onları hiçbir gölgenin bulunmadığı (Kıyamet) gününde Arş'ın gölgesinde gölgelendirir.

Adaletli yönetici, Allah'a ibadetle büyüyen genç, kalbi camilere bağlı kimse, Allah için birbirini seven, bu uğurda bir araya gelip bu sevgi ile ayrılan iki kimse, mevki sahibi olan güzel bir kadın tarafından birlikte olmaya çağırıldığı halde, "Ben Allah'tan korkarım" cevabı ile karşılık veren kimse, sağ elinin verdiği sadakayı sol eli duymayacak şekilde gizli sadaka veren kimse, tenha yerde Allah'ı anarak gözleri yaşla dolup taşan kimse." (Hadis-i Şerif)

1. Adaletli Yönetici:

Hatiplerimizin her cuma günü hutbenin sonunda okudukları ayet te şöyle buyruluyor: "Şüphesiz Allah size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder, hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehye der. Düşünmeniz için size böyle öğüt verir.(Nahl:90)

Adalet, her şeyi layık olduğu yere koymak, doğru hüküm vermek; haksızlıktan ve taraflı davranmaktan sakınmaktır. Adaletle herkes yükümlüdür. Adaletin egemen olduğu yerde huzur vardır, güzellik vardır. Bir aile düşünün, o ailede baba aile fertleri arasında adalet ölçülerine uymaz, aile fertlerinden bazılarına farklı davranır, farklı sevgi gösterirse bu ailede huzur olur mu ? Bu aile fertlerinin birbirlerine sevgi ve saygıları kalır mı? Elbette kalmaz.

İnsanlar arasında hükmederken, hakemlik yaparken veya herhangi bir olaya şahitlik ederken adalete uymak Kuran’ın emridir. Şöyle buyruluyor:

"Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah, her şeyi işitici her şeyi görücüdür",

İnsan genelde biri maddi diğeri de manevi olmak üzere iki şeyin etkisinde kaldığında haksızlık yapar ve adaletsiz davranır. Bu iki şeyden birisi maddi çıkardır. Bir yöneticiye rüşvet verilirse haktan uzaklaşır ve haksız hüküm verir. Rüşvete başvuran kimse hakkı olmayan bir şeyi elde etmek için bu yolu seçer. Rüşveti kabul eden kimse de bu davranışı ile hakkı örtbas eder. Böyle bir gaye için bir şey vermek, almak ve buna aracı olmak da yasaktır, günahtır. Çünkü rüşvet, haklıyı haksız, haksızı da haklı yaparak adaletin ortaya çıkmamasına ve haksızlıkların yayılmasına sebep olur.

Rüşvet, kişiler için olduğu kadar toplumlar için de çok kötü sonuçlar doğurur. Rüşvetin yaygın olduğu yerde emniyet ve güven olmaz. Sosyal düzen bozulur. Parası olan işini yapar, parası olmayan haklı da olsa işini yapamaz. Toplumda şikayet ve rahatsızlıklar had safhaya ulaşır. Bunun içindir ki Peygamberimiz; "Rüşvet alan da veren de Cehennem'dedir" buyurmuştur.

İkincisi, yani insanı adaletsizliğe sevk eden ikinci husus da kişinin veya kişilerin duygusal davranmalarıdır. Hakkında hüküm vereceği veya şahitlik yapacağı kimse akrabası, yakını ve tanıdığı veya aynı düşünceyi paylaştığı kimse ise duygusal davranarak hakkın ortaya çıkmasına engel olur. Mealini sunduğumuz Ayet-i kerimede bu husus hatırlatılmış ve böyle bir durumda bile adaletten ayrılmamamız emredilmiştir. Bir başka ayette de şöyle buyrulmuştur:

"Ey müminler! Adaleti titizlikle ayakta tutun, kendiniz, ana babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Hakların- da şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten ayrılmayın, (şahitliği) eğer bükerseniz yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır ."

"Adalet mülkün temelidir" sözü ne kadar anlamlıdır. Ülkeler ancak adaletle korunur. Bir ülkede adalet olmazsa zulüm ve haksızlıklar alabildiğine çoğalır ve toplumun huzurunu kaçırır. Toplumun birlik ve kardeşliğini bozar. Adalet kâinatın düzenidir. Ahlaki bir fazilettir. Kıyamet günü Allah Teala'nın en çok değer vereceği kimselerin adaletle iş görenler olduğu Peygamberimiz tarafından bildirilmiş : "Kıyamet gününde insanların Allah Teala'ya en sevgili olanı ve Allah'a en yakın makam ve mecliste bulunanı adil yöneticilerdir."

2- Allah'a İbadetle Büyüyen Genç

Bir gencin Allah'a ibadetle büyümesi demek, erginlik çağına geldiği andan itibaren Allah'a karşı yükümlü olduğu ibadetleri aksatmadan yapan; kendisine, ailesine, içinde yaşadığı topluma ve hatta insanlığa yararlı olacak işlerle meşgul olan genç demektir. insanın çocukluk, gençlik ve yaşlılık olmak üzere üç dönemi vardır. Bunların en önemlisi ve insan hayatı üzerinde en etkili olanı hiç şüphe yok ki gençlik dönemidir. Genel de bu dönem insanın sağlığı yerindedir. Olaylara karşı duyarlıdır, dayanıklıdır. Yapmak istediği her işi yapabilecek güçtedir. Allah'a karşı ibadet görevlerini de neşe içerisinde yapar. Gençliğin öne- mi, her nimet gibi elden çıktıktan sonra bilinir. Bir şair bunu şöyle ifade eder:

"Ne olaydı gençlik bir daha geri gelseydi de yaşlılığın bana yaptığını ona anlatsaydım." Fakat geçen günler geçmiştir. Onları geri getirmek mümkün değildir. Onun için gençlik elde iken onun kıymeti bilinmeli ve iyi değerlen- dirilmelidir. işte gençliğini iyi değerlendirenleri Allah Teala kıyamet gününde mükafatlandıracaktır.

3- Kalbi Camilere Bağlı Kimse Camiler, Allah'a ibadet edilen yerlerdir, ruhun huzura erdiği mekânlardır. Buralarda sadece Allah'a ibadet edilir. Kalbi camilere bağlı demek, beş vakit namazını camilerde cemaatle kılan demektir. Gerçi namaz her yerde kılınır, ancak camilerde cemaatle kılınması, camilerin yalnız Allah'a ibadet edilen yerler olmaları hasebiyle sevabı daha çoktur. Kalbi camiye bağlı kimse bu sevaba talip olan kimsedir.

4- Allah İçin Sevmek

Sevgilerin en güzeli bir insanı Allah için sevmektir. Tanımadığımız ve fakat sevdiğimiz pek çok insanı sadece Allah için ve Allah rızasına uygun yaptıkları işler sebebiyle severiz. Peygamberimizin arkadaşları ilk Müslümanlar, İslam'a hizmet etmiş olanlar, bu görmediğimiz halde sevdiğimiz kimselerdendir. Bunları niçin seviyoruz? Çünkü bunlar Peygamberimize ilk inanan ve bu uğurda her türlü fedakarlığa katlanan kimselerdir. Bunları, bu özelliklerinden dolayı severiz ve saygı ile anarız. Daha doğrusu Peygamberimizi sevdiğimiz için severiz. Nitekim Peygamberimiz: "Her kim benim ashabımı, arkadaşlarımı o kimse severse bana olan sevgisinden dolayı onları sever" buyurmuştur.

Ne mutlu Allah sevgisi gönlünde yer etmiş olanlara ve yine ne mutlu Allah için birbirini sevenlere.

5- Allah Korkusu

İnsan nefsi, arzu ettiği her şeyi (ayıp ve yasak ayırımı yapmak- sızın) yapmak ister. İyiyi kötüden ayıran, ayıp ve yasak gözeten akıldır. İnsan, aklı sayesinde ayıp ve yasaklardan uzak durup iyi ve yararlı olan şeyleri yapmak ister.

Aklı olan insanın kötülüklerden, ayıp ve çirkin işlerden uzak durmasını sağlayan, ya kanun veya Allah korkusudur. Bunlardan en etkili olanı hiç şüphe yok ki Allah korkusudur. Çünkü insan bir kötülük veya haksızlığı, in- sanlardan, dolayısıyla kanundan saklı olarak yapabiliyorsa, onu yapar. İnsanlar, onun bu yaptığından haberdar olmadığı için onu cezalandırmaz ve böylece yaptığının yanına kaldığını sanır. Ancak Allah'a inanan ve bütün yaptıklarından haberdar olan ve bir gün O'nun tarafından sorgula- nacağını bilen kimse yalnız da kalsa kötülük ve haksızlık yapmaz. Her zaman ve her yerde Allah Teala'nın kendisini gözetlemekte olduğunu ve hiçbir şeyi O'nun bilgisi dışında yapmasının mümkün olmadığını bilir ve ona göre kendisine çeki düzen verir ve bu hususları ifade eden şu ayetleri hatırlar:

Bir kimse nerde olursa olsun, bir şey yaparken kendisini Allah Teala'nın gördüğünü ve bunlardan bir gün kendisini sorgulayacağını düşünerek sözlerinde ölçülü ve işlerinde dikkatli olur. Burada imam Gazali'nin "ihya-i Ülumid-Din" adlı eserinde rivayet ettiği şu olayı nakletmekte yarar görüyorum: Muaz b. Cebel Hz. Ömer'in zekat tahsildarı idi. Zekat tahsilinden dönünce evine eli boş geldi. Eşi kendisine:

-Hani diğer zekat tahsildarlarının dönüşlerinde evlerine getirdikleri şeylerden (hediyelerden) sende bir şey yok, niçin bir şey getirmedin? diye çatınca, Muaz;

-Gözcü vardı, beni gözetliyordu, onun için bir şey alamadım, dedi. Eşi, bu sözden Hz. Ömer'in kendisini gözetlettirdiğini anlayarak:

-Ne demek, sen Peygamberimizin ve Hz. Ebu Bekir'in zamanında güvenilir birisi olduğun halde nasıl olur da Ömer seni gözetlettirir? dedi. Bunu kadınlar arasında konuşarak Hz. Ömer'den yakındı. Hz. Ömer bunu duyunca Muaz'ı çağırttı ve ; Ben seni gözetlettim mi? diye sordu. Muaz;

-Hayır, ben ancak bu sözle mazeret beyan etmek istedim, dedi ve gülüştüler. (ihyau ulu- mi'd-Din, 111/123) Esasen Muaz b. Cebel (r.a.) yalan söylememişti. Çünkü gözetleyen Allah'tı. Zaten Muaz da onu kastetmişti. Fakat eşi bu sözden Hz. Ömer'in gözetleyici görevlendirdiğini anlamıştı. Allah korkusu ahlaka yükseklik veren bir duygudur.

Merhum Şair M. Akif ERSOY ne güzel söylemiş:

"Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır,
Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır,
Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havf-ı Yezdan’ın
Ne irfanın kalır tesiri katiyen ne vicdanın."

Allah korkusu ve saygısı gönüllerinde yer etmiş olan kimseler dünyada mutlu yaşayacakları gibi ahirette de büyük ecirlere kavucağı muhakkaktır.

6- Sadakayı Gizli Vermek

Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor: "Sadakaları açıkça verirseniz, ne iyi olur; yok eğer onları gizler de öyle fakirlere verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın bir çoğunun bağışlanmasına sebep olur, Bilin ki Allah her ne yaparsanız hepsin- den haberdardır," Bakara :271


'Nitekim peygamberimiz, nafile namazları genellikle evde kıldığı halde farz namazlarını açıkça ve cemaat halinde kılmıştır. Namazda töhmeti ortadan kaldırmak için farz ile nafilenin durumları nasıl değişik ise zekatta da öyledir. Diğer taraftan zekatı açıktan vermek, Allah'ın emrine uyulduğunu gösterir. İşte Allah Teala, sırf O'nun hoşnutluğunu kazanmak, riyadan ve desinler düşüncesinden uzak olarak sadakalarını gizli verenleri kıyamet gününde Arşı'nın gölgesinde gölgelendirmek suretiyle mükafatlandıracaktır.

7- Tenha Yerde Allah'ı Anarak Gözleri Yaşarmak

Allah her zaman ve her yerde anılır. Ancak tenha yerde Allah’ın anılması gösterişten uzak bir davranıştır. Tenha bir yerde Allah'ı anarak gözlerin yaşarması, hem Allah'tan korkmanın hem de O'na duyulan derin bir saygının ifadesidir. Allah Teala kulunun riyadan uzak bu davranışından hoşnut olmaktadır. Nitekim Peygamberimiz; "Allah katında iki damla ve iki izden daha sevimli bir şey yoktur: Allah korkusundan dolayı akan yaş ve Allah yolunda dökülen kan damlaları. iki ize gelince: Allah yolunda (savaşırken) alınan yara izleri ile Allah'ın farzlarından birini ifa ederken meydana gelen izlerdir.” Allah korkusundan ağlamak konusu üzerinde pek çok hadisler vardır. Peygamberimiz buyuruyor: "Sağılan süt memeye girmediği gibi Allah korkusundan ağlayan kimse de cehenneme girmez. Allah yolunda savaşırken meydana gelen tozla cehennemin dumanı birleşmez.

İşte değerli müminler! Peygamberimiz bu yedi sınıf insanın kıyamet günü peygamberleri dahi i imrendirecek bir dereceye yükseleceklerini, Allah'ın gölgesinde gölgelenme mutluluğuna ereceklerini müjdeliyor. Ne mutlu bu yedi sınıfın içerisinde yer alanlara. Allah, hepimizi bu mutlu kişilerden eylesin.

Amin...

Abidin Sever, 13 ocak 2011

 Bu yazı 2607 defa okundu.
Önceki yazılar...
1

Medine’de babası vefat eden bir çocuğun babasına yazdığı mektup

2

Örnek Yaşantı

3

Ya Resulallah

4

Tarihteki Türkler 

5

HESAP VERMEK 

6

KOMŞULUK 

7

Ahiretten Mektup... 

8

Hazreti Ömer.... 

9

HAZRETİ EBUBEKİR’DEN HİKMETLİ SÖZLER...

10

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse 

11

Eskiden... 

12

KIYAMET GÜNÜ ALLAH'IN GÖLGESİNDEKİ YEDİ SINIF İNSAN

13

HASET -1-

14

HASET -2-

15

RAMAZAN ve İBADETLERİMİZ -1-

16

RAMAZAN ve Teravih namazı -2-

17

Dua, RAMAZAN ve Kur'an

18

KÖTÜ HUYLAR

19

Görev ve Sorumluluk

20

Hz. Peygamberin Tebliğ Usulleri

21

AFFEYLE

22

Acımak… Geç Kalmadan!

23

HAC İBADETİ...

   
Başa Dön