Abidin Sever

HAC İBADETİ

(...) Çoluk çocuğumuz bile bizim için bir imtihandır. Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyurur: “Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer imtihan sebebidir ve büyük mükafat Allah’ın katındadır”(Enfal:8/28. Oğluna olan sevgin bile, seni deneme yoludur. Hz. İsmail’in sevgisi Hz. İbrahim için bir imtihandı; şeytanla karşılaşmalarında onun tek zayıf yönü olmuştu bu. (...)
DEVAMI

 
Hulusi Kaya
  Binlerce yıl Tarihe tanıklık eden Ülke: Mısır

(...)Bununla birlikte Osman’lının hizmetleri de Kahireyi kuşatmış. Yapılan her eser ya onarılmış ya ilave edilmiş veya yeni yapılmış. El Ezher camisinden tutun da, Kahire kalesi dahil olmak üzere, Amr İbnul As cami gibi, Hz. Hüseyin Cami gibi kahire başyapıtlarında mutlaka izleri bulunuyor. Şimdi adım adım gezimizin detayları. (...)
DEVAMI

 
 
 
ÖNEMLİ LİNKLER
 
Arama Yap

Google



 
Abidin Sever'in kaleminden

İNSANIN İÇİNİ KEMİREN HASTALIK
HASET
-1-

Haset: Çekememek, kıskanmak demektir. Başkasında olan herhangi bir varlığın ondan alınıp kendisine verilmesini istemektir.

Bundan daha fenası da kendisine verilmese bile, o nimetten onun mahrum olmasını temenni etmektir.

Kıskançlık, çekememezlik bazen haset anlamında olursa da daha çok "Gayret" anlamındadır. Mesela erkeğin karısını veya kadının kocasını başkalarından kıskanması haset değil, gayrettir övülmüştür. Fakat birisi diğerinin karısını, kocasını, çocuklarını, malını, güzelliğini veya herhangi bir nimet veya üstünlüğünü çekememesi, ona göz dikmesi, onun yok olmasını arzu etmesi hasedin ta kendisidir ve yerilmiştir. Haset, kötülenmiş ve çirkin bir huy olduğu bildirilmiştir. Halbuki gayret, bunun aksine övülmüştür.

Tarihte Haset:
Göklerde de yerde de ilk isyan yani Allah'ın emrine karşı gelme, haset yüzünden çıkmıştır. Şöyle ki:

1-) Allah Teâlâ'nın ilk yarattığı insan Hz. Âdem’dir ve aynı zamanda ilk peygamberdir. Allah Teâlâ onu yaratmadan önce meleklere şöyle demişti: "Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım. Ona şekil verdiğim ve ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın. (Âdem yaratılınca) meleklerin hepsi de (Allah'ın emrine uyarak) hemen secde ettiler. Fakat (cinlerden olan) İblis ise bu emre uymadı, Âdem’e secde etmedi. Allah Teâlâ:

—Ey İblis, secde edenlerle beraber olmayışının (yani Âdem’e secde etmeyişinin) sebebi nedir? diye sordu. İblis:

—Ben kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattığın insana secde edecek değilim. (Çünkü ben ondan daha üstünüm, beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın) dedi." (1)


İşte İblis, Allah'ın Âdem (a.s)’a verdiği üstünlüğü çekememiş ve Allah katındaki değerini yitirmiştir.

Böylece göklerde ilk defa haset yüzünden Allah'a isyan edilmiştir. İblis, bu hasedi sebebiyle Allah'ın rahmetinden kovulmuş ve uzaklaştırılmıştır. Allah şöyle buyurdu: "Öyle ise oradan (cennetten) çık, artık kovuldun. Muhakkak ki kıyamet gününe kadar lânet senin üzerine olacaktır."(2)

Başka bir ayette ise: "O halde çık, sen artık küçülenlerdensin." (3)


Kibirlenmek küçüklüktür. Büyüyecek olan büyüklenmez, büyüklenen mutlaka küçülür. Büyüklük yalnız Allah'a mahsustur. Allah, büyükleneni küçültür. İblis, büyüklendiği için Allah onu bulunduğu makamdan derhal azledip indirmiştir. Büyüklendiği için hakarete uğramıştır. İblis, aslının ateş olduğuna güvenerek üstünlüğün kendisinde, aslından intikal eden bir miras, elinden alınamaz bir kişisel özellik olduğunu sanmış ve bulunduğu o mutluluk makamından düşmeyeceğini düşünmüş ve yaratıcının emrini eleştirmeye kalkmıştı. Buna Hz. Âdem’i çekememesi sebep olmuştur.

Bu olayda düşünen insanlar için alınacak ibretler vardır. Allah'ın bir başkasına verdiği üstünlüğe ve nimete haset edip, o nimetin ondan alınarak kendisine verilmesini isteyen kimse, Allah'a ait olan bir takdir hakkının kendisinde olduğunu zannediyor ki, büyük bir hata yapıyor, günah işliyor demektir. İblis, işlediği bu günahın cezasını en ağır şekilde çekmiştir.

2-) Yeryüzüne gelince; ilk insan ve ilk peygamber olan Âdem aleyhi's-selâm'ın çocukları arasında da ilk isyan yine haset yüzünden çıkmıştır.

Hz. Adem'in çocuklarından olan Kâbil, kardeşi, Hâbil'i çekemeyip öldürmüş ve böylece yeryüzünde ilk cinayet haset yüzünden işlenmiştir. (4)

3-)
Bir başka örnek de Yakup aleyhi's-selâm'ın oğullarıdır. Bunlardan Hz. Yusuf ile Bünyamin bir anadan, diğer oğulları ise başka bir anadan idiler. Yakup aleyhi's-selâm oğullarından Hz.Yusuf ile Bünyamin'i diğer çocuklarından daha çok sevdiğini ve babalarının apaçık bir yanlışlık içinde olduğunu oğulları söylüyorlardı. Bunu çekemeyen çocukları ne yapacaklarını kendi aralarında tartıştılar. Bir kısmı; "Yusuf'u öldürün veya buralardan uzaklaştırın ki babanızın sevgisi size kalsın, sonra tövbe eder, iyilerden olursunuz" dediler. İçlerinden birisi, bunu uygun bulmayıp "Yusuf'u öldürmeyin, bir kuyunun dibine bırakın da gelip geçen bir kervan onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın." dedi. Bu görüşü benimsediler. Şimdi yapılacak şey, Yusuf'u oynamak üzere babalarından isteyip almak ve planlarını uygulamaktı. Babalarına geldiler:

-Ey babamız, bize neden inanmıyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini istiyoruz. Yarın onu bizimle beraber gönder de gezsin, oynasın, kesinlikle biz onu koruruz, dediler.

Babaları endişe ediyordu:
— Onu götürmeniz beni üzer, korkarım ki onu kurt yer de sizin haberiniz olmaz, dedi. Hz. Yusuf'u onlarla beraber göndermek istemiyordu. Onlar:

— Vallahi biz öyle güçlü, kuvvetli bir topluluk iken buna rağmen onu kurt yerse, o zaman biz kesinlikle hüsrana uğrayanlardan olmuş oluruz, dediler ve isteklerinde ısrar ettiler. Baba istemeyerek de olsa razı oldu. Kardeşleri Yusuf'u alıp götürdüler, onu planladıkları şekilde kuyunun dibine bıraktılar. Yatsı vakti ağlayarak babalarına geldiler ve:

—Ey babamız, biz aramızda yarış yaparken Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık, bir de baktık ki onu kurt yemiş. Şu anda biz doğru da söylesek, yine de sen bize inanacak değilsin, dediler. Bir de gömleğinin üzerinde yalandan bir kan getirmişlerdi. Babalarının korktuğu başına gelmişti. Onlara inanmadı ve:

—Hayır, nefisleriniz aldatmış da size bir iş yaptırmış. Artık bana güzel bir sabır gerekiyor. Bu anlattıklarınıza karşılık yardımına sığınılacak olan ancak Allah'tır, dedi ve acısını içine gömdü.

Bundan sonrası bildiğiniz gibi. Bir kervan gelmiş, kuyudan su çekerken Hz, Yusuf'u kuyudan çıkarmışlar ve Mısır'a götürmüşlerdir.(5)

Kardeşlerin birbirini çekememesi yüzünden baba Yakup aleyhi's-selâm'ın uzun yıllar çektiği bu dayanılmaz acı ve hiçbir zaman Allah'tan ümidini kesmemiş olması bütün detayları ile Yusuf sûresinde hikaye edilmektedir.

Evet haset, tarihten gelen sosyal bir hastalıktır. Peygamberimiz bunu şöyle ifade ediyor:

"Size öncekilerin çekememe ve düşmanlık hastalığı bulaştı. İşte bu (hastalık) traş edip kazır. Saçları traş eder demiyorum. Fakat dini (n insana kazandırdıklarını) kazıyıp yok eder. Canımı kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, inanmadıkça cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de kâmil manada inanmış olamazsınız. Bunu size sağlayacak şeyi haber vereyim mi? Aranızda selâmı yayın (birbirinizle selâmlaşın).

Peygamberimiz bu ifadeleri ile hasedin, tarihin derinliklerinden geldiğini, inananın dinine zarar verdiğini ve bundan kurtulmanın hatta cennete girmenin yolunun da birbirini sevmek olduğunu bildiriyor. Elbette birbirini sevenler, haset etmeyecekler, belki buna sevineceklerdir.

Hasedin Kaynağı

Hasedin kaynağı, Allah'ın taksimine razı olmamak ve bu taksimi beğenmemektir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de:

"Yoksa onlar Allah'ın lütuf ve kereminden insanlara verdiği nimetleri kıskanıyorlar mı?" (7) buyurulmuştur.

Bir başka ayet de şöyledir:

"Yoksa Rabbinin rahmetini onlar mı bölüyorlar?" (8)

Allah'ın sayılamayacak kadar nimetleri vardır. Allah Teâlâ dünya düzeni için insanları birbirlerine muhtaç olacak şekilde yaratmış, herkese aynı seviyede vermemiştir. Kur'an-ı Kerim'de bu husus şöyle ifade edilmiştir:

"Allah kullarına rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde azarlardı. Fakat o, (rızkı) dilediği ölçüde indirir. Çünkü O, kullarının haberini alandır, onları görendir."(9)

O halde bizlere düşen, Allah'ın başkasına verdiği nimete haset etmek değil, Allah'ın fazlından istemektir. Allah isteyene ve çalışana vereceğini vadetmiştir. Bunun için vereni tanı, istemeyi bil ki, Allah da sana versin.

Haset Kimlerde Bulunur

Haset, hemen hemen herkeste ve her meslek sahibinde bulunur. Kişi kendisinden üstün gördüğü kimseye hased eder, onu çekemez.

Büyük âlim İmam Gazâlî diyor ki,

‘Adamın birisi Hasan-ı Basrî'ye: "Mü'min hiç haset eder mi? diye sormuş., Hasan Basrî: " Yakup aleyhi's-selâm'ın oğullarını unutttun mu? Elbette mü'min de hased edebilir, diye cevap vermiştir.

Gerçi Peygamberimiz (s.a.s.): "İman ile haset bir kimsede birleşmez" buyurmuştur. Ancak, buradaki iman olgun iman demektir. Elbette olgun iman ile hased bir arada bulunmaz.

Haset hastalığından gönlünü korumayı başaran kimsenin cenneti hak edeceğini Peygamberimiz (s.a.s.) bildirmiştir.

Enes b. Mâlik (r.a.) anlatıyor: Biz Peygamberimizle beraber oturuyorduk. Buyurdular ki:

"Şimdi size cennetliklerden bir adam çıkagelecektir. Bir de baktık ki Ensar'dan (Medinelilerden) bir adam çıkageldi. Sakalından abdest suyu damlıyordu. Ayakkabılarını da sol eline almıştı. Ertesi gün olunca Peygamberimiz bir önceki gün söylediği gibi yine söyledi. Baktık ki yine aynı adam bir önceki günkü gibi çıkageldi. Üçüncü gün olunca Peygamberimiz yine önce söylediği gibi söyledi, derken aynı adam ilk hali gibi(3.defa) yine çıkageldi. Peygamberimiz oradan kalkınca, Abdullah b. Amr (r.a.) o adamı izledi ve ona:

“Ben babamla tartıştım. Üç gün onun yanına girmeyeceğime yemin ettim. Eğer siz, bu süre benim yanınızda kalmama izin verirseniz kalacağım demiş, adam:

Evet, kalabilirsin, diye cevap vermiş. Abdullah onunla beraber üç gün kalmış, fakat gece ibadete kalktığını görmemiş. Ancak, sabah namazına kadar uyandıkça Allah'ı anmış ve tekbir getirmiş. Abdullah: "Onun hayırdan başka bir şey söylediğini duymadım. Üç gün geçince sanki onun amelini küçük görür gibi dedim ki:

Ey Allah'ın kulu, babam ile aramda herhangi bir anlaşmazlık yoktur. Peygamberimiz sizin için üç kere: "Şimdi size cennetliklerden bir adam çıkagelecektir" dediğini işittim. Üç defasında da siz çıkageldiniz. Sizin yanınızda kalarak amelinizin ne olduğunu görmek istedim. Böylece sizin yaptığınızı yapmak istiyordum. Fakat büyük bir amel yaptığınızı görmedim. Sizi, Peygamberimizin müjdelediği mertebeye ulaştıran nedir? Adam dedi ki:

“Şu gördüğünden başka değildir”. Ben oradan ayrılmak üzere dönünce, bana seslendi ve dedi ki:

“ O senin gördüğün şeyden başkası değildir. Ancak ben, Müslümanlardan hiç kimseye kalbimde hile ve kin tutmam ve Allah'ın verdiği bir hayırdan dolayı hiç kimseye asla haset etmem. Bunun üzerine: Abdullah:

“İşte seni bu dereceye yaklaştıran budur”, dedi.

Haset herkeste bulunabilir. Daha çok da emsal, akran, kardeş ve akrabalar arasında bulunur. Bunun içindir ki, âlim âlime, tüccar tüccara, sanatkâr sanatkâra haset eder. Yani herkes kendi mesleğinden olanı çekemez. Bunun gibi bir pehlivan bir âlime değil, kendisi gibi bir pehlivana haset eder. Çünkü o, ilimle değil, pehlivanlıkla şöhret kazanmak arzusundadır.

Hasedin Belirtisi

Bu hastalığı olan kimse haset ettiği kimsenin başına bir felaket geldiğinde buna sevinir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de:

"Size bir iyilik dokunsa fenalarına gider. Başınıza bir kötülük gelse onunla sevinirler” buyurulmuştur.

Bir başka âyeti kerime de şöyledir:

"Ehli kitaptan olan (Yahudi ve Hıristiyanlardan) çoğu, gerçek kendilerine apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki çekememezlikten ötürü, sizi imanınızdan vaz geçirip küfre döndürmek isterler."

Abidin Sever, 17 şubat 2011

 Bu yazı 2012 defa okundu.
Önceki yazılar...
1

Medine’de babası vefat eden bir çocuğun babasına yazdığı mektup

2

Örnek Yaşantı

3

Ya Resulallah

4

Tarihteki Türkler 

5

HESAP VERMEK 

6

KOMŞULUK 

7

Ahiretten Mektup... 

8

Hazreti Ömer.... 

9

HAZRETİ EBUBEKİR’DEN HİKMETLİ SÖZLER...

10

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse 

11

Eskiden... 

12

KIYAMET GÜNÜ ALLAH'IN GÖLGESİNDEKİ YEDİ SINIF İNSAN

13

HASET -1-

14

HASET -2-

15

RAMAZAN ve İBADETLERİMİZ -1-

16

RAMAZAN ve Teravih namazı -2-

17

Dua, RAMAZAN ve Kur'an

18

KÖTÜ HUYLAR

19

Görev ve Sorumluluk

20

Hz. Peygamberin Tebliğ Usulleri

21

AFFEYLE

22

Acımak… Geç Kalmadan!

23

HAC İBADETİ...

   
Başa Dön